Çoklu Kriz Çağında Kent Yönetimi: Başkanlar Yanıtlıyor

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Ayşe Ünlüce
1. Kentinizi afet, iklim ve ekonomik şoklara karşı dayanıklı kılmak için uyguladığınız öncelikli üç strateji nedir? Bunların etkisini nasıl ölçüyorsunuz?
Eskişehir’i afetlere, iklim değişikliğine ve ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı hâle getirmek, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak öncelikli hedeflerimizdendir. Bu hedefe “Dengeli Kalkınan, Sürdürülebilir ve Yaşanabilir Eskişehir” vizyonu doğrultusunda ilerliyoruz. 2025–2029 yılı Stratejik Planımız kapsamında yenilenebilir enerji yatırımları, sürdürülebilir atık yönetimi ve yeşil alan projeleri ile hem çevresel hem de ekonomik dirençliliğimizi artırıyoruz.
Afet yönetimi süreçlerinde, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşların katılımını sağlayan protokolleri aktif olarak uyguluyoruz. Bu yaklaşım, Sivil Katılım Eylem Planı’nın “Dirençli Şehir” temasıyla da doğrudan ilişkilidir. Farkındalık artırıcı programlar, dirençli şehir politikalarına katılım mekanizmalarını ve izleme-değerlendirme süreçlerini sistematik biçimde yürütüyoruz. Özellikle mikro bölgeleme çalışmaları, İklim Değişikliği ve Enerji Yönetimi Çalışma Komisyonu ile krizlere hazırlık kapasitemizi sürekli güçlendiriyoruz. Amacımız, yalnızca bugünün değil, geleceğin de dayanıklı ve yaşanabilir bir kentini inşa etmektir.
2. Eşitsizlikleri azaltan, bakım veren, güvenli ve kapsayıcı bir kentsel yaşamı inşa etmek için yerel yönetimler hangi yenilikçi yaklaşımları geliştirebilir?
Kapsayıcı ve sosyal adaleti güçlendiren bir şehir yönetimi, vizyonumuzun temellerinden biridir. 2025–2029 yılı Stratejik Planı çerçevesinde sosyal hizmet ve eğitim yatırımlarıyla dezavantajlı grupların şehir yaşamına katılımını artırıyor, kadın-erkek eşitliğine duyarlılığı güçlendiriyoruz.
Bu yaklaşımı, “Katılımcı Bütçe Uygulaması” ile somutlaştırdık. Böylece yurttaşların kendi yaşam alanlarını ilgilendiren projelerin önceliklerini belirlemelerine imkân tanıyor, yatırımların etkisinin değerlendirilmesinde önemli bir araç olarak görüyoruz. Diğer br adımımız ise Sivil Katılım Eylem Planı. Özellikle planın “Erişilebilir ve Kapsayıcı Şehir” teması doğrultusunda, kırılgan grupların karar alma süreçlerine katılımını arttırıyor, gönüllülük faaliyetlerini destekliyor ve izleme-değerlendirme mekanizmalarını etkin olarak kullanıyoruz. Ayrıca, düzenli olarak uyguladığımız memnuniyet anketleri, sosyal hizmetlerin ve projelerin etkinliğini ölçmemize, uygulamalarımızı geliştirmemize büyük katkı sağlıyor.
Hedefimiz, kimseyi geride bırakmayan, herkesin kendini değerli, güvende ve eşit hissettiği bir kenti hep birlikte inşa etmek. Biliyoruz ki; dayanıklı bir şehir, ancak adil ve kapsayıcı olduğunda mümkündür.
3. Şehirlerin çoklu krizlere (afetler, iklim, çatışma, ekonomik dalgalanmalar) karşı gerçek anlamda dayanıklı olabilmesi için, fiziksel altyapının ötesinde hangi sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitesine yatırım yapılmalı; siz kendi belediyenizde bu dönüşümü hangi somut adımlarla ilerletiyorsunuz?
Eskişehir’in çoklu krizlere karşı dayanıklılığı, yalnızca fiziksel altyapının güçlendirilmesiyle değil, sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitesinin geliştirilmesiyle oluşturulur. 2025–2029 Stratejik Planımız kapsamında yürütülen kentsel ve kırsal kalkınma projeleri, krizlere hazırlık ve müdahale kapasitemizi artırmaktadır.
Sivil Katılım Eylem Planı’nın “Yerelde Kalkınan Şehir” teması ile uyumlu olarak, yerel ve kırsal kalkınma süreçlerinde sivil katılımı güçlendiriyor, topluluk ve paydaşlarla iş birliği mekanizmaları oluşturuyoruz.
Tüm bu çalışmalar, iyi yönetişim kültürümüz çerçevesinde yürütülmekte; şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı yönetim ilkeleri projelerin tasarımından uygulamaya kadar gözetilmesini sağlamaktadır. Böylece yatırımlar, projeler, stratejik plan ve sivil katılım mekanizmaları entegre bir şekilde Eskişehir’in fiziksel, sosyal ve yönetişim açısından dayanıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şehir modeline dönüşmesini sağlıyor.
Yıldırım Belediyesi Başkanı Oktay Yılmaz
1. Kentinizi afet, iklim ve ekonomik şoklara karşı dayanıklı kılmak için öncelikli üç stratejiniz nedir? Bunların etkisini nasıl ölçüyorsunuz?
Yıldırım Belediyesi olarak, depreme dayanıksız yapı stoğunu modern, güvenli ve yaşanabilir alanlara dönüştürmeyi en öncelikli hedefimiz olarak görüyoruz.
İlçemizin farklı bölgelerinde yürüttüğümüz kentsel dönüşüm projeleriyle toplamda 30 bin konutun yenilenmesini hedefliyoruz.
Birinci stratejimiz, kentsel dönüşümün hızla ve planlı şekilde gerçekleştirilmesidir. İlçemizde 30 bin konutun yenilenmesini hedefleyerek afet güvenliğini merkeze alan dönüşüm projeleri yürütüyoruz. Yeni yapılacak 50 bağımsız bölüm ve üzeri yapılarda afet ve acil durum konteyneri zorunluluğu getirerek mahalle ölçeğinde müdahale kapasitesini artırıyoruz. Ölçme süreçlerini; yapı stoğunun güncellenmesi, riskli yapı tespiti, dönüşüm ilerleme yüzdeleri ve afet müdahale süreleri üzerinden takip ediyoruz.
İkinci stratejimiz, toplumsal farkındalığı artırmaya yöneliktir. 15 bin öğrenciyi afet farkındalığı eğitimleriyle güçlendirdik; muhtarlarımıza telsiz ve kriz iletişim ekipmanı dağıttık. Gönüllü eğitimleri, tatbikat sayıları ve katılım oranlarıyla etkinliği izliyoruz.
Üçüncü stratejimiz, dayanıklı altyapı ve hizmet ağının güçlendirilmesidir. Ekonomik şoklara karşı sosyal destek mekanizmalarını büyütüyor; mahalle ölçekli koordinasyon ağları geliştiriyoruz. Başarıyı sosyal etki ölçümleri, erişim verileri ve memnuniyet göstergeleri üzerinden değerlendiriyoruz. Amacımız; güvenli binalar, hazırlıklı bireyler ve hızlı müdahale kapasitesine sahip dirençli bir Yıldırım inşa etmektir.
2. Eşitsizlikleri azaltan, bakım veren, güvenli ve kapsayıcı bir kentsel yaşamı inşa etmek için yerel yönetimler hangi yenilikçi yaklaşımları geliştirebilir?
Afetlere hazırlık kadar, kapsayıcı bir sosyal altyapı oluşturmak da dirençli kentlerin temel unsurlarındandır. Bu doğrultuda yerel yönetimlerin; dezavantajlı gruplara erişen, toplumsal dayanışmayı artıran ve yerinde hizmet anlayışını güçlendiren yenilikçi yaklaşımlar geliştirmesi gerekir.
Yıldırım’da bu yaklaşımı; katılımcı, mahalle odaklı ve kapsayıcı bir afet direnç modeli ile somutlaştırıyoruz. Mahalle Bazlı Destek AFAD Gönüllüsü Projesi ile yerel dayanışma ağlarını güçlendiriyor; gönüllülere ilk yardım, arama-kurtarma ve afet bilinci eğitimleri sağlıyoruz. Böylece, afet anında profesyonel ekipleri destekleyecek mahalle temelli kapasite oluşturuyoruz.
Program, pilot olarak Akçağlayan Mahallesi’nde başlamış; Zümrütevler ve Mevlâna mahalleleriyle devam etmiş, kısa sürede beş mahalleye yayılacak bir modele dönüşmüştür. Projenin başarısını; eğitim alan gönüllü sayısı, mahalle hazırlık düzeyi, tatbikat geri bildirimleri ve yerel koordinasyon kapasitesi üzerinden ölçüyoruz.
Ayrıca engelli bireylerin yaşadığı hanelere düzenli ziyaretler gerçekleştirerek afet farkındalığı eğitimleri veriyor; herkes için bilgiye erişilebilirliği güvence altına alıyoruz.
Bu çalışmalar, kapsayıcı dayanıklılık kültürünü güçlendirirken sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına da katkı sunuyor.
3. Şehirlerin çoklu krizlere karşı gerçek anlamda dayanıklı olabilmesi için fiziksel altyapının ötesinde hangi sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitesine yatırım yapılmalı; siz bu dönüşümü hangi somut adımlarla ilerletiyorsunuz?
Dayanıklı şehirlerin inşası, yalnızca güvenli binalarla sağlanamaz; sosyal dayanışma, kurumsal koordinasyon ve yönetişim kapasitesinin güçlü olması da zorunludur. Çoklu krizlerin (afetler, iklim, çatışma, ekonomik dalgalanmalar) yönetiminde kritik olan; yerel paydaşlar arasında güvene dayalı iş birliği, iyi planlanmış katılım süreçleri ve toplumun tüm kesimlerini içine alan hazırlık ekosistemidir.
Bu doğrultuda Yıldırım Belediyesi olarak, çok paydaşlı yönetim modelini önceliklendiriyoruz. Bursa Teknik Üniversitesi, Yıldırım Kaymakamlığı ve Bursa AFAD İl Müdürlüğü ile birlikte mahalle ölçekli afet risk analizleri yaparak veri temelli afet planları oluşturuyoruz. Hazırlanan planlar dinamik biçimde güncelleniyor, düzenli tatbikatlarla sahaya aktarılıyor.
Kurumsal kapasiteyi artırmak için Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde arama-kurtarma ekibimizi 65 kişiye çıkardık; muhabere ve kriz yönetimi eğitimleri gerçekleştirdik. Mahalle muhtarlarına telsiz cihazları dağıtarak yerel iletişim ağlarını güçlendirdik.
Dezavantajlı gruplara yönelik birebir farkındalık programları yürütüyor; esnaf, öğretmen ve gönüllüler için özelleştirilmiş eğitimler düzenleyerek toplumsal hazırlık düzeyini artırıyoruz. Tüm bu süreçlerin merkezinde; katılım, şeffaflık ve dayanışma temelinde kurulu bir yönetişim yapısı yer alıyor.

Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere
1. Kentinizi afet, iklim ve ekonomik şoklara karşı dayanıklı kılmak için uyguladığınız öncelikli üç strateji nedir? Bunların etkisini nasıl ölçüyorsunuz?
Kentimizi depreme dirençli hale getirmek amacıyla, 2018 Deprem Yönetmeliği’nin gerekliliklerine ek olarak güçlü yapılar için ilave kurallar getirdik. Hem kapsamlı zemin etüt raporlarını esas alıyor hem de inşaat sürecinde statik açıdan daha sağlam yapıların inşa edilebilmesi için ek teknik şartları devreye sokuyoruz.
Bu çerçevede yapılan binalar; zemin, taşıyıcı sistem ve inşa süreci bakımından daha güvenli ve dayanıklı hale geliyor. Aldığımız tüm tedbirler sahada titizlikle uygulanıyor; yapı kontrol firmaları ve yapı ruhsat birimlerimiz tarafından süreçler düzenli olarak ve sıkı biçimde denetleniyor.
2. Eşitsizlikleri azaltan, bakım veren, güvenli ve kapsayıcı bir kentsel yaşamı inşa etmek için yerel yönetimler hangi yenilikçi yaklaşımları geliştirebilir?
Bu konuda yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor. Kentlilerin rahat edeceği parklar, sokaklar, caddeler; insanların kendilerini güvende hissedecekleri yaşam alanları oluşturmak büyük önem taşıyor.
Biz de bu anlayışla, hem olası afetlerde toplanma alanı olarak kullanılabilecek hem de vatandaşlarımızın vakit geçirip sosyalleşebileceği yeni parklar inşa ediyoruz. Bu hizmetlerimizi kararlılıkla sürdürecek, Adıyaman’ımızı hak ettiği modern ve güvenli yaşam alanlarıyla buluşturmaya devam edeceğiz.
3. Şehirlerin çoklu krizlere (afetler, iklim, çatışma, ekonomik dalgalanmalar) karşı gerçek anlamda dayanıklı olabilmesi için, fiziksel altyapının ötesinde hangi sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitesine yatırım yapılmalı; siz kendi belediyenizde bu dönüşümü hangi somut adımlarla ilerletiyorsunuz?
Öncelikle, böylesine büyük afetlere karşı yalnızca belediyelerin önlem alması yeterli değildir; tüm kurumların güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi gerekmektedir. Türkiye’nin bir afet ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle, tüm bütçenin ve personelin tek bir çatı altında toplandığı bir Afet Bakanlığı kurulmasının daha doğru ve etkili olacağı kanaatindeyiz.
Adıyaman Belediyesi olarak biz de bu kapsamda Afet ve Acil Durum Müdürlüğümüzü kurduk, personellerimizin eğitimlerini sürdürüyoruz. Olası bir afette vatandaşlarımızın mağduriyetini giderebilmek adına Halk Ekmek Fabrikamız ve Aşevimiz tamamlanma aşamasına geldi. Bunun yanı sıra, her mahallede muhtar evi projemizi hayata geçiriyor; bu muhtar evlerinin yanına da afet anında ihtiyaç duyulacak malzemelerin yer aldığı acil durum konteynerleri yerleştiriyoruz. Şu ana kadar 11 mahallede muhtar evimizi tamamladık, 22 mahallede de bu çalışmayı peyderpey sürdüreceğiz.
Ancak 6 Şubat depreminin büyüklüğü dikkate alındığında, hiçbir yerel yönetimin bu yükü tek başına taşımasının mümkün olmadığı, devletin tüm kurumlarıyla eşgüdümlü bir çalışma yürütülmesi gerektiği açıktır. Afet risklerinin ve olası mağduriyetlerin en aza indirilmesi ancak böyle bir koordinasyonla mümkündür.
Türkiye bir afet ülkesidir; bu nedenle tüm belediyelerin ve devletin tüm kurumlarının bu gerçeğe uygun şekilde hazırlıklı olması, mevcut yapı stokunun hızla elden geçirilmesi gerekmektedir. Hükümetin afetleri birinci gündem maddesi yaparak özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yenilenmeyi ivedilikle hayata geçirmesi zorunludur. Aksi takdirde afetler karşısında çaresiz kalırız.
Bir belediye başkanı ve parlamentoda görev yapmış bir milletvekili olarak ifade etmek isterim ki; 6 Şubat sonrasında hazırlanan Deprem Araştırma Komisyonu Raporu’nda ortaya konulan önerilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşması ve tüm illerin kendilerini bu doğrultuda hazırlaması hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde 6 Şubat’ta yaşadığımız ağır tabloyla yeniden karşı karşıya kalmamız mümkündür.
Binalar ya da yıkılan yollar bir yana; bir ülkenin yetişmiş insan kaynağını telafi etmesi son derece güçtür. Ülkemizin ekonomik kaynaklarının ve birikimlerinin heba olmaması için mutlaka, ama mutlaka, acilen afete hazırlıklı ve dirençli bir ülke haline gelmemiz gerekmektedir.

Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz
1. Kentinizi afet, iklim ve ekonomik şoklara karşı dayanıklı kılmak için uyguladığınız öncelikli üç strateji nedir? Bunların etkisini nasıl ölçüyorsunuz?
Soruda altı çizilen başlıkları, birbirinden bağımsız bir şekilde oluşabilen yahut birbirini tetikleyerek sorunlar zinciri meydana getirebilen şoklar olarak ele alabiliriz. Mahalli müşterek hizmetlerin yanında bugün bizlerin, yani yerel yönetimlerin ‘Kentlerimizi olası şoklara karşı nasıl dirençli hale getirebiliriz?’’ sorusunun cevabını aradığı ve bu hususta ciddi çalışmalarda bulunduğu ayrı bir gündemi var. Savaş, göç, iklim krizi ve ekonomik belirsizlik gibi küresel sorunların dünya için büyük bir maliyet oluşturduğunu da ayrıca hatırlatmak istiyorum. Konuya Gebze özelinde baktığımızda, özellikleri ve potansiyeli itibariyle global etki alanına sahip bir şehirden bahsediyoruz. Tabi, bu durum küresel şoklarla karşı karşıya kalma riskini de doğal olarak beraberinde getiriyor. Gebze Belediyesi olarak şehrimizi bu bilinç çerçevesinde olası krizlerden korumak ve muhtemel şoklara karşı daha dirençli hale getirmek için titizlikle çalışıyoruz.
2. Eşitsizlikleri azaltan, bakım veren, güvenli ve kapsayıcı bir kentsel yaşamı inşa etmek için yerel yönetimler olarak hangi yenilikçi yaklaşımlar gerekiyor?
Şehir ile insan arasında kadim bir bağ var. Bir kader birlikteliği bir yol arkadaşlığı var. Burada yalnızca altyapıdan ya da fiziki üretimlerden bahsetmiyorum. Sosyal, duygusal ve ruhsal bir birliktelikten de bahsediyorum. Şehirleri sadece binalar ya da yollar ayakta tutmuyor, insanlar; onların oluşturduğu sosyal gruplar ve atmosfer de şehrin direnç gücünü artırıyor. Bu nedenle yerel yönetimler olarak bizler, kentte yaşayan her bireyin kendini değerli ve güvende hissettiği bir yaşamı temin etmeyi asli bir görev olarak görüyoruz. Şehri yaşatan, şehri yaşanan bir belediye olmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Sosyal dayanışmayı güçlendirmeyi, kamusal alanlardaki güvenlik ve erişilebilirlik standartlarını yükseltmeyi, fırsat eşitliğini hayatın her alanına yaymayı son derece önemsiyoruz.
3. Şehirlerin çoklu krizlere (afetler, iklim, çatışma, ekonomik dalgalanmalar) karşı gerçek anlamda dayanıklı olabilmesi için fiziksel altyapının ötesinde hangi sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitesine yatırım yapılmalı; siz kendi belediyenizde bu dönüşümü hangi somut adımlarla ilerletiyorsunuz?
Bugün şehirler, sadece fiziksel riskleriyle değil; ekonomik dalgalanmalar, göç hareketleri, iklim kaynaklı krizler ve toplumsal değişim gibi çok katmanlı tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle dirençlilik, artık yalnızca altyapıyı güçlendirmekle sınırlı olmayan, bütüncül bir yönetim yaklaşımını gerektiriyor. Şehirlerin bu tür krizlere karşı gerçek anlamda dayanıklı olabilmesi, sosyal, kurumsal ve yönetişim boyutlarını kapsayan stratejilerle mümkündür.
Gebze Belediyesi olarak bu yaklaşımı üç temel eksen üzerine inşa ediyoruz: toplumsal farkındalık, kurumsal kapasite ve paydaşlarla iş birliği. Toplumun krizlere hazırlıklı olması, şehir sakinlerinin bilinçli ve dayanışmacı bir şekilde hareket etmesini sağlıyor. Kurumsal kapasitenin artırılması, kriz anlarında karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve müdahalelerin etkinliğini artırıyor. Paydaşlarla kurulan iş birlikleri ise, farklı aktörlerin ortak akıl çerçevesinde sürece dahil edilmesini sağlayarak karar alma süreçlerini zenginleştiriyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde şehrimizi çoklu krizlere karşı gerçek anlamda dayanıklı hale getirme fırsatını buluyoruz.
Bu yazı, Kent dergisinin Ocak-Nisan 2026 tarihli onaltıncı sayısında yayımlanmıştır.
Derginin tamamını MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.