Dünya Su Günü 2026 Yılı Teması: Su ve Cinsiyet
Suya erişim, su yönetimi ve suyla bağlantılı eşitsizlikler gibi kritik konulara odaklanarak suyun yaşamımızdaki önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1993’ten bu yana kutlanan 22 Mart Dünya Su Günü'nün 2026 yılı teması “Su ve Cinsiyet”. 2026 yılı için belirlenen “Suyun aktığı yerde eşitlik yeşerir” (Where water flows, equality grows), sloganı ise güvenli su ile sanitasyon hizmetlerinin insan hakkı olduğunu vurgulayarak cinsiyet eşitliğiyle olan güçlü bağını ortaya koyuyor [1].
Su Krizi ve Cinsiyet Eşitsizliği
Dünya genelinde su krizi herkesin hayatını etkilese de bu etki eşit şekilde dağılmamakta ve mevcut kırılganlıklara bağlı olarak bu eşitsizlikleri farklı boyutlarda ve kesişen düzlemlerde artırmaktadır. Güvenli içme suyu ve sanitasyon hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu yerlerde eşitsizlikler daha da derinleşmekte ve bu durumdan en çok kadınlar etkilenmektedir [1]. Bu ilişkinin önemi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında gerçekleştirilen 30. Taraflar Konferansı’nda (COP 30) kabul edilen Cinsiyet Eylem Planı (Gender Action Plan) ile uluslararası iklim politikalarında da karşılık bulmuştur.
Küresel veriler, 1,8 milyar insanın içme suyunu ev dışında bulunan kaynaklardan temin ettiğini göstermektedir. Bu hanelerin yaklaşık %70’inde su toplama sorumluluğu kadınlar ve kız çocuklarına aittir. Birçok ülkede kadınlar, içme, yemek yapma, temizlik ve bakım gibi ev içi ihtiyaçlar için gerekli suyun temin edilmesinden sorumlu oldukları için suya erişimdeki yetersizliklerin yükünü daha ağır taşımaktadır [2].
Bu durum yalnızca fiziksel bir yük değildir. Uzun mesafeler kat ederek su taşıma zorunluluğu, kadınlar ve kız çocukları için zaman kaybı, eğitim ve ekonomik fırsatlardan mahrum kalma ve güvenlik riskleri gibi pek çok sorunu beraberinde getirebilmektedir [2].
Cinsiyet eşitsizliğinin suya erişimde nasıl somutlaştığını gösteren çalışmalar oldukça çarpıcıdır. Örneğin Nepal’deki Melamchi Havzası’nda yapılan bir araştırmaya göre su taşıma faaliyetlerinin yaklaşık %85’i kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Aynı çalışmada erkeklerin su getirme işine katılımının oldukça sınırlı olduğu belirtilmektedir [3].
Mesafe ve zaman açısından bakıldığında ise fark daha da belirgin hale gelmektedir. Araştırma bulgularına göre bazı kadınlar evlerine su getirmek için 4,5 kilometreye kadar yol kat edebilmekte, hatta %46’dan fazlası su taşımak için günde üç saate kadar zaman harcamaktadır. Buna karşılık su getiren erkeklerin büyük çoğunluğu bu işi 15 dakikadan daha kısa sürede tamamlayabilmektedir [3].
Bu veriler, suya erişimdeki eşitsizliklerin yalnızca altyapı meselesi olmadığını; aynı zamanda toplumsal roller ve iş bölümüyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Su Yönetiminde Kadınların Görünmezliği
Kadınların suya erişimde en büyük yükü taşımasına rağmen, su yönetimi ve karar alma süreçlerinde çoğu zaman yeterince temsil edilmediği görülmektedir. Tarihsel olarak su yönetimiyle ilgili danışma ve planlama süreçlerinde kadınlar sıklıkla ihmal edilmiştir [4].
Bu durum, su hizmetlerinin tasarlanmasında kadınların ihtiyaç ve deneyimlerinin yeterince dikkate alınmamasına yol açabilir. Oysa kadınların karar süreçlerine aktif katılımı, su hizmetlerinin daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve etkili olmasına katkı sağlayabilir [1].
Su ve cinsiyet eşitsizliği arasındaki ilişki, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi içinde de açıkça yer almaktadır. Güvenli su ve sanitasyona erişimi hedefleyen SKA 6, kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesini amaçlayan SKA 5 ile doğrudan bağlantılıdır [2]. Nitekim suya erişimin iyileştirilmesi yalnızca sağlık ve çevre açısından değil; eğitim, ekonomik katılım ve toplumsal eşitlik açısından da kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle suyun ev içinde erişilebilir olması, kadınların zamanını ve enerjisini serbest bırakarak eğitim ve gelir getirici faaliyetlere katılımını artırma noktasında önem arz etmektedir.
2026 Dünya Su Günü kampanyası, su krizine yalnızca teknik veya altyapısal bir sorun olarak değil, aynı zamanda eşitlik ve insan hakları meselesi olarak yaklaşılması gerektiğini vurgulamaktadır [1].
Su ve cinsiyet eşitsizliği arasındaki ilişki yalnızca küresel ölçekte değil, Türkiye’de de giderek daha fazla tartışılmaktadır. Türkiye’de su yönetiminden sorumlu temel kurum olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), son yıllarda kurumsal politikalarına cinsiyet eşitliği yaklaşımını dahil etmeye başlamıştır. Bu kapsamda hazırlanan Cinsiyet Eşitliği Eylem Planı, su yönetimi kurumlarında kadınların temsilinin artırılması, karar alma süreçlerine daha aktif katılımın sağlanması ve kurumsal kapasitenin kadınların süreçlerde aktif olarak yer aldığı bir biçimde geliştirilmesini hedeflemektedir [5].
Kadınların su yönetiminde daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi, su hizmetlerinin herkes için erişilebilir ve sürdürülebilir olması için önem arz etmektedir. Bu nedenle su politikalarının geliştirilmesinde kadınların deneyimleri, ihtiyaçları ve liderliği önemli bir rol oynamalıdır [1].
Su yalnızca yaşamın kaynağı değil; aynı zamanda daha adil ve eşit bir dünyanın da anahtarlarından biridir. Kapsayıcı bir gelecek için suya erişim konusundaki eşitsizliklerin giderilmesi ve kadınların su yönetimindeki rolünün güçlendirilmesi elzem.
[1] https://www.un.org/sites/un2.un.org/files/2025/12/wwd2026_factsheet_english.pdf
[3] https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/2158244018823078
[4] https://www.unesco.de/assets/dokumente/UNESCO/01_Publikationen/WWDR_2025_report_EN_WEB.pdf
[5] https://bolge11.dsi.gov.tr/Sayfa/Detay/2182